Kayıtlar

Kahraman pardon hain yazılımcı!

Resim
 Acil işler, sürekli değişen kullanıcı ihtiyaçları, yanlış yönetilen proje, çöken sistemler, işten ayrılanlar … hepsinin ama hepsinin sorumlusu yazılımcı olabilir mi? Toksik bir ortamda evet. Photo by Klaus Nielsen from Pexels Bu yazıda yeni bir şey yok. Yazılımcı bir arkadaşım toksik çalışma ortamı nedeniyle işten ayrıldı. Olay sıcaklığını kaybetmeden “bir arkadaş”ımın başından geçenleri anlatacağım. Bu yazıda kendi ismimi kullanacağım. Yazı ironi içerir. Emre işe girdiği için mutluydu. Şirket hakkında güzel şeyler duymuştu. Çalışacağı projeyi ve ekip arkadaşlarını merak ediyordu. Ofiste herşey gıcır gıcırdı. Verilen donanımlar en yeni teknolojiye sahipti. Maaş da iyiydi yani. Yemek kartı, doğum günü hediyeleri, happy hour’lar felan yani. İlk şok! Oryantasyon süreci olmamıştı. Emre işten ayrılan yazılımcıların açığını kapatmak için işe alınmıştı. Ekip arkadaşlarının ağzından alabildiği birkaç cümle ile projeyi tanımaya çalışıyordu. Dokümantasyon yoktu, olabilir miydi ki? Acil işler ne

Yazılımcı Bağımlılığı

Resim
  Kimi zaman hatayı sadece o çözebilir kimi zaman bir özelliği sadece o yapabilir. Kimi zaman egosu dağlardan daha yüksektir, kimi zaman aktardığı bilgi kitaplarda bulunmaz. Bir trenden daha hızlı … Pardon yanlış oldu. Projenin doğru ya da yanlış yönetilmesi fark etmez. O hep oradadır. Bir projenin az ya da çok yazılımcı bağımlılığı vardır. Peki ya bir ülkenin yazılımcı bağımlılığı var mıdır?  Photo by Anna Shvets from Pexels Rusya-Ukrayna savaşı bize gösterdi ki enerji bağımlılığı hayatın unutulamayan ve reddedilemeyen bir gerçeği. Bazı şeyleri görmesek de düşünmesek de onların varlığı devam ediyor. Kriz anına kadar unutulan ve ihmal edilen bir şey kriz anında bir canavara dönüşüyor ve çoğunlukla iş işten geçmiş oluyor. Bir ülke düşünün, yazılımcısı yok! Yazılımcı ithal edebilir miyiz? İsteyen gitsin diyebilir miyiz? İsteyen zaten gidiyorsa ne yapabiliriz? Bir şey yapılıyor mu? Hayattaki birçok şey normal dağılıma uyar. Her projede kötü, normal ve iyi yazılımcılar bulunur. İşverenler

Ey MVP, senden utanmıyoruz!

Resim
  Türkiye’de Minimum Viable Product (MVP) çıkarmak gerçekten zor. Linkedin kurucusu Reid Hoffman’ın “Eğer ürünün ilk halinden utanmıyorsanız, piyasaya geç çıkmışsınız demektir” sözü Türkiye’de pek geçerli değil. Meruyert Gonullu -  Pexels Yazılım projenizin MVP hali hazır olduğunda sıra onu kullanıcıya sunmak geliyor. Eğer ilk adım için Türkiye pazarını hedef alıyorsanız işiniz çok zor. Yurt dışındaki MVP’ler utanılacak seviyede çıkarılıyor ve kullanıcılar bunu pek garipsemiyorlar. Türkiye’de ise üründen ilk aşamada tüm işlevler ve görsellik isteniyor. Bu söylenmese bile bilinçaltımızda bu var. Bununla mücadele etmek ürüne ve ekibe zarar verebiliyor.  Bu yazıda birkaç projede yaşadığımız olayları birleştirerek anlattım. Hitap ettiğiniz kullanıcı ve sektöre göre sizin hikayeniz farklı olabilir. Türkiye’de erken benimseyenler (early adopters) sayıca azlar. Erken benimseyenler ya polyannacı oluyorlar ya da ödeme yapıp sessiz bir şeklide bekliyorlar. Kültürümüzde yazılı iletişim alışkanlı

Yeni Yazılımcının Proje ve Ekip ile Sınavı

Resim
  Ekibimize junior bir yazılımcı arkadaş katıldı. Elini kirletmişti, yaptığı projeleri vardı. Ama bir ekiple ve bir ürünle daha önce çalışmamıştı. Sar yaralarını ayıcık, daha yeni başladık! Ekibe ilk katıldığında tedirgindi. Bu tedirginlik sürekli kendinden çok emin olmakla kendine güvenmemek arasında gidip geldi. Birşeyleri yapamayacağından korktuğu gibi bazı şeylerin çok kolay olduğunu düşünüyordu. Sanırım bir ekiple çalışmaya başlayan eski/yeni tüm yazılımcıların kaderi bu: bir görevin zorluk derecesini ve ne kadar zaman alacağını öngörememek. Ekibi, codebase’i ve domain’i anlamaya başladıkça tahminler ve öngörüler daha gerçekçi olmaya başlıyor. Korkmayın olur öyle. Oku araştır. Ama en çok da soru sor. Daha çok soru sor. Ekiptekilerin ne dediğine değil ne demek istediklerine odaklan. Ürünü ve projeyi anlamaya çalış. Korkmadan fikirlerini söyle. Bilmiyorsan bilmiyorum de! Yardım istemek en temel hakkın. Sana atanan görevi iyi anla. Bu görevin proje içindeki yerini görmeye çalış. İşi

Görünmez Yazılımcı

Resim
 Yetenekli ve çalışkan olup da dijital dünyada görünmez olan yazılımcılara sesleniyorum: Dijital dünyada dijital vitrininiz olsun! Hem görünmez olayım hem de farkedileyim diyorsanız yanlış yoldasınız. Photo by lilartsy from Pexels Girişimimize yeni bir ekip arkadaşı aradığım esnada gelen öz geçmişleri incelerken dikkatimi çeken bir husus oldu. Çoğu adayın dijital bir vitrini yoktu. Yani adayı internette araştırdığımda adaya dair hiçbir şey bulamıyordum. Bulabildiğim github hesapları, kişisel bloglar ise neredeyse tertemizdi.  Tabii ki internette görünmez olmak herkesin hakkı. Ama bir yazılımcı olarak yaptığınız iş başvurusunda öne çıkmak istiyorsanız bir dijital vitrininiz olmalı. Başvurduğunuz şirketin henüz sizinle iletişime geçmeden sizin hakkınızda olumlu bir düşüncesi olmasını istemez misiniz? Ya da yazdığınız blog yazıları, bir repoya yaptığınız katkılar nedeniyle iş teklifi almak istemez misiniz? Yoksa gizemli kalmayı mı istiyorsunuz? Ama o işi çok istiyorsunuz değil mi? Meraklı

Yazılımcı Bulabilen Girişimci

Resim
  Yeni kurulmuş bir girişim olarak ülkenin çalkalanan ekonomik koşullarında nasıl yazılımcı bulduğumuzu paylaşmak istiyorum. Bu yazı bizim durumuzla ve bizim seçimlerimizle şekillendiği için size uymayabilir. Atakule — Photo by Çağlar Oskay on  Unsplash Önceki yazıma (“Yazılımcı Bulamayan Girişimci”) birçok eleştiri ve destek geldi. Bunlardan yeni şeyler öğrendim. Bana ulaşıp tecrübelerini ve fikirlerini paylaşanlara, yardım teklif edenlere ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Ekip ve insana dair hâlâ öğrenecek çok şeyim var.  Döviz kurunun uçuşa geçmesi, yazılımcıların yurt dışındaki iş imkanlarına yönelmesi ve girişimimizin kısıtlı kaynakları birleşince istediğimiz nitelikte bir ekip oluşturamayacağımızı anladık. Maalesef bu durum çoğu girişim hatta küçük ve orta boyuttaki şirketler için de böyle. Ayrıca KOSGEB ve teknopark desteklerinden faydalanmak isterseniz mevzuatın getirdiği birtakım kısıtlamalar var. Örneğin ekibinize uzaktan çalışma imkanı sunamıyorsunuz. Zaten yeni bir şirketiz

Yazılımcı Bulamayan Girişimci

Resim
 Fikrini hayata geçirmek için işinden istifa etti. KOSGEB’den zar zor destek aldı ve teknoparka girdi. Kuluçka merkezindeki semaverden çayını aldı. İş ilanını yayınladı. Ne kadar zor olabilirdi ki yazılımcı bulmak? Photo by Çağlar Oskay on  Unsplash Ankara’da bulunan yeni kurulan bir girişimin gerçek bir hikayesini okuyacaksınız biraz sonra. Benim proje yöneticiliğini yapacağım bir projeye Python ve ReactJS geliştiricisi (2 kişi) aradık. Pardon hâlâ arıyoruz.  İş ilanını ben hazırladım. İstediğimiz kriterler yeni mezun kişiler için uygun bir ilan. Bazı iş ilanlarında olduğu gibi öyle her şeyi bilen birilerini aramıyoruz. Tek kriterimiz biraz olsun ellerini kirletmiş birilerini bulmak. Alacağımız kişileri biz yetiştireceğiz. Ürünün MVP halini çıkarabilecek bir ekip gerekiyor. İlk müşteri hazır bile. Yeni bilgisayarlar ve monitörler alındı, kullanılacak yazılım araçları hazır. En önemlisi projenin yol haritası ve temel dokümanları hazır. Çalışacak eleman lazım bir tek. KOSGEB ve teknopa