Ana içeriğe atla

Koşsa da yetişemeyen yazılımcı

 Değişiyordu bildiği her şey. Toplantılardan, epostalardan, bitirmesi gereken işlerden başını kaldıramıyordu. Göz ucuyla baktığı yeni teknolojilerin sadece ismini biliyordu. Ne takım arkadaşları ne de çalıştığı şirket yeni teknolojilerle gerçekten ilgilenmiyordu. Havalı toplantılarda havalı mekanlarda havalı konulardan konuşup havalarını alıp geri dönüyorlardı.

Photo by CARLOS PÉREZ ADSUAR ANTÓN from Pexels

İş ilanlarına baktı. Çalıştığı işten memnundu. Ama hangi teknolojiler rağbet görüyordu bakmak istedi. Canı sıkıldı. Udemy’den bir kurs aldı. Birkaç kere açtı kursu, sonra ilgilenemedi. Dönmesi gereken çarklar ve bitmesi gereken işler arasında sıkışmıştı. Zihinsel sermayesi her gün eriyordu. Böyle olmuyordu. 

Yeni bir başlangıç yaptı. Kendisine bir hedef koydu. O yeni teknolojiyi öğrenecek ve aklındaki fikri gerçekleştirecekti. İlk günlerde planına uyamadı ama yılmadı. Her gün ama her gün bakıyordu o yeni teknolojiye. Bazen kitaptan, bazen videolardan bazen de dokümantasyondan devam ediyordu öğrenmeye. 

İstediği olmaya başlamıştı. Yeni bir teknolojiyi uygulamaya dökmek zor olmuştu ama yapmıştı. Şimdi derinlemesine öğrenmek istiyordu bu teknolojiyi. Derken yandan başka bir teknoloji göz kırpmıştı ona. Hype trenini kaçırmak istemiyordu. Ona da baktı, öğrenmeye çalıştı. Sonra çalıştığı şirket başka bir teknolojiyi kullanmaya başladı. Ona da baktı, öğrenmeye çalışmadı çünkü bunu öğrenmek zorundaydı ve öğrendi.

Yeni bir işe girmişti. Bu işte projenin detayını anlamaya çalışıyordu. Kullanıcının ihtiyacı, kullanılan mimari, kodların yazıldığı teknoloji her şey bambaşka görünüyordu. Oryantasyon sürecinde çok zorlanmıştı. Bilmediği birçok teknoloji kullanılmıştı. Koşuyordu zaten başka ne yapabilirdi ki! 

Hayatı yaşamak ve işinde iyi olmak arasında kalmıştı. Nasıl sağlayabilirdi bu dengeyi? Bu soruyu hemen hemen her gün kendine defalarca sordu. Cevabın zamanı etkin kullanmak olduğunu buldu. Pomodoro tekniği, sosyal mecralarda harcanan zamanı kısıtlama, toplu taşımada geçen zamanlarda birşeyler okuma , udemy ve youtube’dan offline videolar indirme gibi şeyleri denedi. 

Oluyordu sanki yetişiyor gibiydi hype trenine. Aslında olan şey, bilmediği konuların bile farkında olmadığıdıydı. Artık ne kadar bilmediğini de bilmiyordu. Bu durumu kabul etti. Ama tek bir şartla: koşmayı hiç bırakmayacaktı!

Bu yazı bir stajyer arkadaş için yazılmıştır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Uluslararası Yazılım Şirketinin Batış Hikayesi

 Güzel başlamıştı hikaye. Yazılımcılar mutlu, kullanıcılar memnundu. Sonra pandemi başladı. Sorun para değildi. Olmayan şey huzurdu… Durdurun hype trenini, inecek var kırık kalpler durağında  — Photo by Kelly Sikkema on  Unsplash Gerçek olamayacak kadar güzeldi çalışma ortamı. Yazılımcılara istedikleri eğitim ve donanım alınıyordu, personel arası hiyerarşik bir yapı yoktu, sorumluluğun yanında yetki de veriliyordu, esnek çalışma saatleri yazılımcılara göre esnekti, izin isteyen hiç kimse geri çevrilmiyordu, pandemiden önce bile uzaktan çalışma vardı. Ne oldu bu şirkete? Nazar mı değdi? Şirketin yazılım ürünü Türkiye’de doğmuştu. Ürün birçok ülkede hem kamu tarafından hem de özel sektör tarafından kullanılıyordu. Yazılım geliştirme ekipleri hem Türkiye’de hem de diğer ülkelerde bulunuyordu. Yazılımın argesi için gelen geri bildirimlerin çoğu Türkiye’den geliyordu. Yazılımın kalbi Türkiye’de atıyordu.  Koronavirüs pandemisi nedeniyle Türkiye’de kamu kuruluşları hizmet alımı ile aldıklar

Türkiye'de Yazılım Şirketi Açmak ve Çıldırmamak

Aklında bir fikir vardı. Piyasada bunu karşılayan yazılımlar vardı ama hepsi eksikti. Hayalindeki yazılım ürününe hiçbiri yaklaşamıyordu. Gördüğü kadarıyla piyasanın böyle bir ürüne ihtiyacı vardı. Kullanıcılar mevcut ürünlerden şikayetçiydi. Kendi ekibini toplayıp hayalindeki şirketi kurmaya niyetlendi. Rüzgarlara dikkat!- Francesco Ungaro -  Pexels İşinden istifa etmeden önce piyasa araştırmasını yaptı, rakip ürünleri inceledi. En önemlisi ekibini kurdu. Ürününün MVP hali için çalışmaları başlattı. Girişim kurmak ile ilgili birçok kitap ve blog okudu, podcastler dinledi. Girişimci birkaç kişinin çayını kahvesini içti. Öngörebildiği her şey için önlemini aldı ve istifa edip kendi yazılım şirketini kurdu. Şirket kurmak için gerekli süreçler düşündüğünden daha kolay geçti. Şirketin adı ve logosu zaten hazırdı. Şirket teknoparkta yerini almıştı. Kendisi etiketlere çok önem vermiyordu ama yine de LinkedIn’deki profiline “Founder of the …” ibaresini ekledi. MVP’nin ortaya çıkması hedefini

Yazılımcılar İçin Yan Proje Oluşturma Rehberi

İster hobi amaçlı olsun ister maddi amaçlı her yazılımcının bir yan projesi olmalıdır. Peki yan proje oluştururken nelere dikkat edilmelidir, nasıl bir yan projemiz olmalıdır? Organize olalım beyler Yan proje (side project) için öncelikle bir fikir bulmak gerekli. Bu projenin amacı ne olacak? Hangi ihtiyacı çözecek? Yeni bir fikir mi olacak yoksa mevcut bir fikrin daha iyi uygulanmış bir hali mi olacak? Sadece yeni bir teknolojiyi öğrenmek için mi? Deneysel mi olacak ya da eğlenceli mi? Yoksa maddi bir getirisi olacak mı? Bu proje ürün olursa kimler kullanacak? Ürünü kullanacak kişilere erişip geri bildirim alabilecek miyim? . . . Bu soruların doğru bir cevabı yok, cevaplar size bağlı. Ama proje bir amaca hizmet edip bir ihtiyacı çözecekse, hele birde maddi getirisi olacaksa motivasyonunuz yükselecektir. Bunun yanında sadece eğlence amaçlı olan deneysel bir proje yapmak stressiz bir öğrenme ortamı sağlayacaktır. Gün içinde proje için aklınıza gelen her şeyi not alın. Not almazsan