Ana içeriğe atla

Kamuda Yazılımcı Ol(ma)mak

Yazılımcı olarak 8 yıl kamuda, 2 yıl özel sektörde çalıştım. Bir yandan da freelance olarak çalıştım. Yurtdışındaki firmalarla da güzel yurdumun esnafıyla da çalıştım. En garip manzara bence kamudaki yazılım manzarası. Şu anda bir kamu kurumu için geliştirilen yazılım projesini yönetiyorum. Girdiğim toplantılarda, aldığım e-postalarda, yaptığım telefon konuşmalarında eski kamu anılarım depreşti.

Kağıtların arasında hayalleri yıkılmış bir yazılımcı bulabilirsiniz

Kamuda çalışırken hem benim hem de arkadaşlarımın başına gelen olaylardan ve şu anda kamuda çalışmaya devam eden tanıdıklarımdan aldığım bilgilerle, kamudaki yazılım dünyasını size sanayi diliyle aktarmaya çalışacağım.

Bu yazı şahsi görüşlerimi içerir. Yine de kamuda 8 yılın yeterince objektif bir bakış açısı sunacağını düşünüyorum.

Kamuya yazılım projesi geliştirirken karşılaşabileceğiniz durumlar:

Bir kamu kurumu ile görüşmeye başlamak için bağlantı gerekir. Kamu kurumuna “sizin şöyle bir ihtiyacınız var ben bunu çözen yazılıma sahibim” diye giremezsiniz. İhale ilanlarını takip ederseniz çok geç kalmış olabilirsiniz. Kul hakkı yiyin demiyorum. Bu işin yordamı farklı. Çözen beri gelsin.

Toplantı sayısını takip edemezsiniz. Görüşmeler başladı, fikirler havada uçuşuyor, yazılımınız kamu tarafından kullanılacak diye heyecanlısınız. Umarım heyecanınız uzun sürer. Çünkü toplantı üstüne yapılan toplantılarda bu heyecanınız törpülenecek.

Kamu çalışanları değişecek. Tayin olan personel veya görev yeri değiştirilenler olacak. Önceki yazışmaların kaybolması veya silinmesi başınıza gelecek. “Şu hikâyeyi baştan anlatsın biri” diyecek kişilerle karşılaşacaksınız. Kamu kurumunun hafızasının zayıflığı sizi şaşırtacak.

Teknik terimler havada uçuşacak. Kamu personeli bir şeyler bildiğini vurgulamak, özel sektördekiler “biz bu işin piriyiz” diyebilmek için teknik terimleri taramalı olarak sıkabilir. Kendinizi ihtiyaç analizi yapmak yerine teknik terimlerin yanlış anlamda kullanılmasını engellerken bulabilirsiniz.

Son anda ana istekler değişebilir. Bir gecede projenin başka bir projeye dönüşmesi ihtimaller arasında. Proje onaylanırken; şöyle bir şey ekleyelim, şunlara gerek yok diye birçok değişiklik yapılabilir. Teknik şartname karşınıza çıktığında olaya yabancı kalabilirsiniz.

Diğer kamu kurumları ile koordinenin size bırakılması. Kamu kurumu bu yükü size atmak isteyebilir. Böylece projeden hiç haberi olmayan başka bir kamu kurumu ile çalışmak gibi muhteşem bir şansı yakalayabilirsiniz.

Eski ve sahipsiz yazılımlarla entegrasyon yapma zorunluluğu. Bu yazılımlar hâlâ kullanıldığı için ve birçok memurun bu yazılımlara eli alıştığı için bu yazılımlar kolay kolay terk edilemez. Ya bu yazılımları kodlayanlar kurumdan tayin olmuşlardır ya da bu yazılımı yapan özel firma batmıştır. Kaynak kodları bile bulunmayan sahipsiz bir yazılıma entegrasyon yaparken hayatın anlamını çözebilirsiniz.

Projenin iptal olması. Hemen hemen aynı yazılımın başka bir kamu kurumunda kullanıldığının öğrenilmesi kulağa gelebilecek en mantıklı bahane. Neden iptal edildiğini açıklamadıkları durumlar ise baştan çıkarıcı.

Yassak hemşerim! Eposta göndermek, USB bellek sokmak, yabancı menşeili yazılım araçlarının ve kütüphanelerinin kullanımı, cep telefonu kullanmak yasak olabilir. Çalıştığınız kamu kurumunun bu konulardaki tavrını önceden öğrenin.

Serbest hemşerim! Her imkânı kullanmanız serbestse, işler gereğinden daha kolay halledilebiliyorsa sizin yerinize başkalarının gelmesi de bir o kadar kolaydır.

Muhteşem projeler! Devekuşu gibi projeler! Ne deve ne kuş. Hem denizaltı olsun hem de uçak gibi uçsun. Piyasada olmayan özelliklerde istekler ile hazırlanmış muhteşem teknik şartnameler! Bu teknik şartnamelere teklif veren akıl almaz yazılım firmaları!

Sen yap, biz bakarız. Çalışan bir prototipin size yaptırılarak projenin yapılabilirliğinin kanıtlanması (POC) ancak projenin açık ihale usulü ile yapılması veya işin başkasına verilmesi ile karşılaşabilirsiniz. Ben o kadar emek harcadım, masraf ettim diyorsanız kamu ihale kanununu okuyun!

İhale savaşları başlasın. Büyük yazılım (inşaat da olabilir) firmalarının ne pahasına olursa olsun ihaleye katılmaları, en düşük teklif sebebiyle işin küçük yazılım firmasına verilmesi, “o fiyata bu iş olmaz” diye büyük firmaların süreci mahkemeye taşıması, mahkemenin yıllar sonra sonuca ulaşması derken yazılım ihtiyacının artık var olmaması, kamudaki ekibin değişmesi nedenleriyle ölü bir projenin doğmasına şahit olabilirsiniz.

İhaleyi kazandıysanız: iş artırımı — iş eksiltmesi derken, teknik şartnamede yazan hususların aslında yazıldığı gibi olmadığını da görünce keşke bu işe bulaşmasaydım diyebilirsiniz. Kamu personelinin değişime olan direncini görünce saçlarınızı yolabilirsiniz.

Ödeme almak her yiğidin harcı değildir! Muayene komisyonunun işi onaylaması, hakediş belgelerinin düzenlenmesi, vergi borcu yoktur (SGK dahil) yazısı, damga vergisi dekontu derken nakit akışınızda problemler olabilir. Yıllar önce KDV’si yanlış hesaplanmış bir faturanız yüzünden ödeme alamayabilirsiniz.

Kamuda yazılımcı olarak çalışırken başınıza gelebilecek durumlar:

İnternete bağlı bir bilgisayar, istenilen yazılım araçlarını kullanmak, cep telefonu kullanmak, eposta atabilmek gibi basit ihtiyaçlarınız bile yasak olabilir. Bilgi güvenliği adı altında eliniz kolunuz bağlı bir yazılımcı olabilirsiniz. Gelen evraklara cevap vermek dışında bir fonksiyonunuz olmayabilir.

Bir sanal makine açtırmak, veri tabanının yedeği yükletmek bir hafta sürebilir. Personele ayrı ayrı sorumluluklar verilmesi, her isteğin evrakla yapılması, izinli olan personelin yedeğinin olmaması, imza atacak amirin makamında olmaması gibi nedenlerle basit yazılım ihtiyaçlarının karşılanması tahmininizden uzun sürebilir.

Yeni teknoloji kullanmak ve açık kaynak kullanmak yasak olabilir. Siz bunları isteseniz bile meslektaşlarınız veya amiriniz yeni şeyler öğrenmek istemeyebilirler.

Kod yazan bir kişi, yönetici 3 kişi olabilir. Buna rağmen evraklara “koordine” olarak düşebilirsiniz.

Önemli bir hatayı giderdiniz, güncelleme atmanız lazım. Ama sistemi kapatamazsınız. Önce evrakla durumu bildirmeniz, yazılımı kullanan birimleri haberdar etmeniz, sistem yöneticilerine yalvarmanız ve veri tabanı yöneticisinin gönlünü hoş etmeniz gerekir. Bu esnada çalan telefonlardan şikayet almanız ve beceriksiz olarak etiketlenmeniz kaçınılmaz bir durumdur.

En iyi proje takip aracı: dahili telefon. Kullanılan proje takip aracına siz veri girseniz de diğer kişiler pek bakmaz. Toplantıda konuşulan hususları tekrar telefonda konuşmak bu işin bir geleneği sanırım. Susmayan telefonla yazılan kodun kalitesi bir başka oluyor.

Kurs mu, eğitim mi, kendini geliştirmek mi gerek yok bunlara. Kursa gönderilenlere, nedense gönderildikleri kursla ilgili bir görev verilmez zaten. Hem ödenek çıkmaz boşuna heveslenmeyin.

Yasakların olmadığı bir kamu kurumunda iseniz, size internete bağlı bir bilgisayar verilerek, sizden atomu parçalayacak yazılım geliştirmeniz istenebilir.

Sürekli motivasyonu yok eden kişilere maruz kalacaksınız. Teknik konularda bilgisi olmadığından sizi anlamsız konularla meşgul ederek perdeleme yapacak meslektaşlarınız olabilir.

Törenlere katılmak, ihale ve alım süreçlerine dahil olmak, anlamsız konferans ve seminerlere gönderilmek gibi bonus görevleriniz olacak.

İzin ve hafta sonları yalan olabilir. Kamu kurumunda olmaz böyle bir şey diye düşünmeyin. Bayram tatillerinde sunucu odasında çekirdek çitleyebilirsiniz.

Evden çalışmak mı? Genelde sistemler yerel ağda çalışır, siz sadece kendi sorumluluğunuzdaki sistemin parolalarını bilirsiniz. Hem telefonlara kim bakacak?

Umarım neden kamuda yazılımcı olma(ma)nız gerektiğini anlatabilmişimdir.

İğneyi kamuya çuvaldızı özel sektöre batırdım: Özel Sektörden Yazılım Manzarası 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Uluslararası Yazılım Şirketinin Batış Hikayesi

 Güzel başlamıştı hikaye. Yazılımcılar mutlu, kullanıcılar memnundu. Sonra pandemi başladı. Sorun para değildi. Olmayan şey huzurdu… Durdurun hype trenini, inecek var kırık kalpler durağında  — Photo by Kelly Sikkema on  Unsplash Gerçek olamayacak kadar güzeldi çalışma ortamı. Yazılımcılara istedikleri eğitim ve donanım alınıyordu, personel arası hiyerarşik bir yapı yoktu, sorumluluğun yanında yetki de veriliyordu, esnek çalışma saatleri yazılımcılara göre esnekti, izin isteyen hiç kimse geri çevrilmiyordu, pandemiden önce bile uzaktan çalışma vardı. Ne oldu bu şirkete? Nazar mı değdi? Şirketin yazılım ürünü Türkiye’de doğmuştu. Ürün birçok ülkede hem kamu tarafından hem de özel sektör tarafından kullanılıyordu. Yazılım geliştirme ekipleri hem Türkiye’de hem de diğer ülkelerde bulunuyordu. Yazılımın argesi için gelen geri bildirimlerin çoğu Türkiye’den geliyordu. Yazılımın kalbi Türkiye’de atıyordu.  Koronavirüs pandemisi nedeniyle Türkiye’de kamu kuruluşları hizmet alımı ile aldıklar

Uluslararası Yazılım Firmasında Çalışmak

Türkiye merkezli 5 ülkede ofisi olan 50’den fazla mühendisi bulunan ve müşterileri hariç 8 farklı milliyetten kişiler bulunan bir yazılım firmasında yaklaşık 11 aydır çalışmaktayım. Bu süreç boyunca hem çalıştığım şirkette hem de iletişimde bulunduğum diğer uluslararası şirketlerde gözlemlediğim noktaları paylaşmak istedim. Buradaki görüşlerim tamamen kişiseldir ve firmadan firmaya değişebilir. Eleştiriyi önce en günahsız olanınız yapsın! Photo by Kyle Glenn on Unsplash İşe giriş ve mülakat süreçleri zor. İş ilanlarını mantıklı ve açıklayıcı olarak açılıyorlar. Öyle her şeyden anlayan süper yazılımcı aramıyorlar. Şirketin ihtiyacını göz önüne alarak ve her yazılımcının şirkette kullanılan teknolojileri bilemeyeceğini göz önüne alınarak iş ilanını açılıyor. Özgeçmişimde yazan her kelime ile ilgili sorguya çekildim. Başvurduğum pozisyon için gereken yeteneklerle ilgili zor sorular soruldu. Nasıl yaptılar bilmiyorum ama şirket kültürüne uyumumu ve iletişim yeteneğimi de ölçmüşler. Açık