Ana içeriğe atla

Dikkati Dağıtmamak

Ürününüz kullanılmaya başlandı, çarklar dönüyor, işler tıkırında, kullanıcılarınızdan geri bildirimler geliyor, kullanıcılar yeni özellikler istiyorlar. Bu arada rakipleriniz boş durmuyorlar kendi ürünlerine yeni özellikler katıyorlar, kampanyalar yapıyorlar . . .

İyi ama hangisi?

Sizin de aklınızda tilkiler dolaşıyor. Yeni çıkan teknolojilerin işinizi kolaylaştıracağını düşünüyorsunuz, ürününüzü büyütmek istiyorsunuz, ekibinize yeni kişiler katmak istiyorsunuz . . . Yapabileceğiniz birçok şey var. Önemli olan doğru şeyleri yapmak. Ama hangi kararlar doğru?

Şu anda birçok kişinin hata yaptığı önemli bir noktadasınız. Şirketinizin kültürünü etkileyecek, işinizin geleceğini belirleyecek kararlar vermek üzeresiniz. Her işi yapan, kullanıcının emrine amade, paranın peşinde koşan, rakiplerini kopyalayan, yeni çıkan her teknolojinin peşinde koşan bir şirket mi yoksa işini doğru yapan kullanıcının ve sektörün ihtiyaçlarını anlayabilen bir şirket mi olmak istiyorsunuz? Kısıtlı olan kaynaklarınızı ve en önemli kaynağınız olan zamanınızı etkin bir şekilde kullanmak hayatta kalmanızı sağlayacaktır.

Kullanıcılarınızdan gelen her isteği yapmamalısınız. Kullanıcının ihtiyacını anlamaya çalışın. İstenilen özelliğin başka kullanıcılar tarafından kullanılıp kullanılmayacağını, sektörde böyle bir ihtiyacın var olup olmadığını, buna benzer çözümlerin halihazırda bulunup bulunmadığını, istenilen özelliği geliştirmenin size maliyetini, geliştirilen özellik için sizin kullanıcılardan talep edebileceğiniz ücreti değerlendirin. Ürününüzün ana odağı dışında gelen isteklere karşı daha dikkatli olun. Henry Ford'un “İnsanlara ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı giden at üretirdim.” sözünü unutmayın. Kullanıcılarınıza HAYIR demeyi öğrenin.

Kurumsal kullanıcılar ile  bireysel kullanıcıların geri bildirimlerinin farklı olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Bireysel kullanıcılardan gelen gelen geri bildirimler daha fazla ve daha hızlı iken, kurumsal kullanıcılardan gelen geri bildirim sayısı düşük olmasına rağmen ihtiyaca yönelik olması daha olasıdır.

Geri bildirimler dışında sizin dikkatinizi dağıtacak masum görünen ama tehlikeli olan daha birçok husus var. Tavsiye isteme bunların başında gelir. Kurumsal şirketlerden istifa edip kendi işini kurmak isteyenlerden tutun da kendisine web sitesi yapmak isteyenlere kadar birçok kişi sizden tavsiye isteyecektir. Muhabbet hoş ama boş. Bu kişilere uygun bir dille HAYIR diyin. Uzun telefon konuşmaları, bitmeyen e-posta alışverişleri, gereksiz toplantılar da sizin düşmanınızdır. Bu iletişim araçlarını etkili kullanmak için karşı tarafa net cevaplar verin, gerekiyorsa HAYIR diyin.

Bazen para ihtiyacı nedeniyle kullanıcılarınızın istediğini yapmak zorunda kalabilirsiniz. Şirketinizin maddi durumu iyi hale gelince kendinizi bu yoldan uzaklaştırın hemen. Kullanıcıların her istediğini yapmayı alışkanlık haline getirmeyin.

Türkiye'deki iş kültürü nedeniyle her şeyi bilen insanlarla karşılaşacaksınız. Onlar sektörü herkesten iyi bilirler, onlar işin doğrusunu bilirler. İşte bu insanlara da HAYIR diyin.

Dikkatinizi dağıtan personelinizi kovun. İşini zamanında yapmayan, size yük olan, sizin enerjinizi ve zamanınızı boşa harcayan, boş muhabbeti olan, sürekli olumsuz konuşan, kendini geliştirmeyen kişilerden hemen kurtulun.

Ürüne aşık olmak, kullanıcı ihtiyacını anladığını sanmak, özellik çöplüğü olan ürünü doğru ürün sanmak, boş muhabbetlerle zaman geçirmek dikkat dağıtma hastalığının belirtileridir.

Yeni özellikler geliştirmek yerine önce pazarlamaya odaklanın. Odağınızı ürününüzden ayırmayın. Dikkatinizi toplamak ürün hakkında vizyon geliştirmenizi sağlar. Ürünün geleceğini için daha doğru öngörü sahibi olursunuz. Özellik çöplüğünden korunmak için kendinizi günlük ve haftalık görevleri bitirmeye adayın, teknik borçlarınızı ödeyin. Etiketlere ve etkinliklere gereğinden fazla önem vermeyin.

Kullanıcılarınızı hep dinleyin. İletişimi asla zorlaştırmayın. Her sektörün ihtiyaçları ve dinamikleri farklı olduğu için radarları hep açık tutun. Ama dikkatinizi dağıtmayın!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Uluslararası Yazılım Şirketinin Batış Hikayesi

 Güzel başlamıştı hikaye. Yazılımcılar mutlu, kullanıcılar memnundu. Sonra pandemi başladı. Sorun para değildi. Olmayan şey huzurdu… Durdurun hype trenini, inecek var kırık kalpler durağında  — Photo by Kelly Sikkema on  Unsplash Gerçek olamayacak kadar güzeldi çalışma ortamı. Yazılımcılara istedikleri eğitim ve donanım alınıyordu, personel arası hiyerarşik bir yapı yoktu, sorumluluğun yanında yetki de veriliyordu, esnek çalışma saatleri yazılımcılara göre esnekti, izin isteyen hiç kimse geri çevrilmiyordu, pandemiden önce bile uzaktan çalışma vardı. Ne oldu bu şirkete? Nazar mı değdi? Şirketin yazılım ürünü Türkiye’de doğmuştu. Ürün birçok ülkede hem kamu tarafından hem de özel sektör tarafından kullanılıyordu. Yazılım geliştirme ekipleri hem Türkiye’de hem de diğer ülkelerde bulunuyordu. Yazılımın argesi için gelen geri bildirimlerin çoğu Türkiye’den geliyordu. Yazılımın kalbi Türkiye’de atıyordu.  Koronavirüs pandemisi nedeniyle Türkiye’de kamu kuruluşları hizmet alımı ile aldıklar

Uluslararası Yazılım Firmasında Çalışmak

Türkiye merkezli 5 ülkede ofisi olan 50’den fazla mühendisi bulunan ve müşterileri hariç 8 farklı milliyetten kişiler bulunan bir yazılım firmasında yaklaşık 11 aydır çalışmaktayım. Bu süreç boyunca hem çalıştığım şirkette hem de iletişimde bulunduğum diğer uluslararası şirketlerde gözlemlediğim noktaları paylaşmak istedim. Buradaki görüşlerim tamamen kişiseldir ve firmadan firmaya değişebilir. Eleştiriyi önce en günahsız olanınız yapsın! Photo by Kyle Glenn on Unsplash İşe giriş ve mülakat süreçleri zor. İş ilanlarını mantıklı ve açıklayıcı olarak açılıyorlar. Öyle her şeyden anlayan süper yazılımcı aramıyorlar. Şirketin ihtiyacını göz önüne alarak ve her yazılımcının şirkette kullanılan teknolojileri bilemeyeceğini göz önüne alınarak iş ilanını açılıyor. Özgeçmişimde yazan her kelime ile ilgili sorguya çekildim. Başvurduğum pozisyon için gereken yeteneklerle ilgili zor sorular soruldu. Nasıl yaptılar bilmiyorum ama şirket kültürüne uyumumu ve iletişim yeteneğimi de ölçmüşler. Açık

Kamuda Yazılımcı Ol(ma)mak

Yazılımcı olarak 8 yıl kamuda, 2 yıl özel sektörde çalıştım. Bir yandan da freelance olarak çalıştım. Yurtdışındaki firmalarla da güzel yurdumun esnafıyla da çalıştım. En garip manzara bence kamudaki yazılım manzarası. Şu anda bir kamu kurumu için geliştirilen yazılım projesini yönetiyorum. Girdiğim toplantılarda, aldığım e-postalarda, yaptığım telefon konuşmalarında eski kamu anılarım depreşti. Kağıtların arasında hayalleri yıkılmış bir yazılımcı bulabilirsiniz Kamuda çalışırken hem benim hem de arkadaşlarımın başına gelen olaylardan ve şu anda kamuda çalışmaya devam eden tanıdıklarımdan aldığım bilgilerle, kamudaki yazılım dünyasını size sanayi diliyle aktarmaya çalışacağım. Bu yazı şahsi görüşlerimi içerir. Yine de kamuda 8 yılın yeterince objektif bir bakış açısı sunacağını düşünüyorum. Kamuya yazılım projesi geliştirirken karşılaşabileceğiniz durumlar: Bir kamu kurumu ile görüşmeye başlamak için bağlantı gerekir. Kamu kurumuna “sizin şöyle bir ihtiyacınız var ben bunu çözen yazılı